M. K. ATATÜRK'ten özlü bir söz: Türklük benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım oldu. Kendimi hiç bir zaman Osmanlılığın telkin ettiği başka ulusları öven ve Türklüğü aşağı gören eksiklik duygusuna kaptırmadım(1931).
Bu sayfalarda sizlere; Çal'ı değil, Çallı kuvvacıların emperyalist işgale karşı direnişini ve Çallı yurtseverleri saygıyla anmak, döneme ilişkin toplumsal yaşama dair önemsenen belge bilgi ve görüşleri ilgi duyan dostlarla paylaşmak, ilaveten de, emperyalist işgale karşı direnişi; İbrahim Balık'ın "BELGELER IŞIĞINDA ÇAL TARİHİ" isimli,Çal Belediyesince dağıtımı yapılan yapıttan yararlanarak dostlarla paylaşmak istedim. Dostluk ve esenlik dileklerimle.
5 Haziran 2019 Çarşamba
M. K. ATATÜRK / Türklük benim en derin güven kaynağım....../ Atila Girgin
M. K. ATATÜRK'ten özlü bir söz: Türklük benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım oldu. Kendimi hiç bir zaman Osmanlılığın telkin ettiği başka ulusları öven ve Türklüğü aşağı gören eksiklik duygusuna kaptırmadım(1931).
3 Haziran 2019 Pazartesi
19 Mayıs 1919 / Size saygı, size sevgi, iyi ki vardınız.../ Atila Girgin
Gelecek nesillerin Türkiye de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis, Türkiye'nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tesbitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.
Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız.
Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız.
25 Mayıs 2019 Cumartesi
Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu / Alev Çoşkun
Kuvayı Milliye işte böyle kuruldu..."Rezil bir biçimde yaşamaktansa..." Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi yazar Alev Coşkun’un kaleme aldığı “Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu” Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıktı.
Gazeteci/yazar Alev Coşkun, 15 Mayıs 1919’dan sonra yaşanan en uzun 15 günü ve Kuvayı Milliye ruhunun oluşumunu anlattı. Kitapta, Yunan birliklerinin İzmir’de Kordonboyu’na çıktıktan sonra yaşanan yoğun sürecin kısa tarihine değinildi. Kuvayı Milliye’nin sancılı doğum günleri gün gün okuyucuya aktarıldı.
Alev Coşkun, “İlkkurşun Tepesi”nde Kuvayı Milliye’nin Yunan askerleri ile ilk kez nasıl göğüs göğüse çatıştığının hikayesine de yer verdi. Yazar, 15 Mayıs 1919’da Ödemiş’te Kuvayı Milliye ruhunun oluşumunu, gizli cemiyetin toplantısında Kur’an üzerine yemin edilişi “İlk Kuvayı Milliye Örgütünün Kuruluşu ve Ödemiş Direnişi”başlıklı bölümde anlattı.
Bu bölümde, Ödemiş halkının, İzmir’in işgali haberini aldıktan sonraki tepkilerini, subayların yaptığı gizli toplantıyı ve ilçenin yönetimine el koyulması fikrinin oluşumuna değinildi.
İzmir’in işgalini bildiren telgrafın nasıl acı bir feryat olduğu ise şöyle anlatıldı:
“15 Mayıs 1919 sabahı güneş doğarken, Ödemiş Jandarma Komutanı Yüzbaşı Tahir (Özerk) Bey’in evinin kapısı acı acı çalındı. Bundan sonrasını Yüzbaşı Tahir Bey’in hatıralarından izleyelim:
Kapıya çıktım, Teğmen Naci’yi pek heyecanlı ve sinirli vaziyette karşımda görünce, ‘Ne var, ne oldu’ diye sordum. Titreyen elleriyle bana bir telgraf uzatırken ‘İzmir’i Yunanlar işgal etmiş kumandan bey’ dedi. Asabıma bir yıldırım tesiri yapan bu haber üzerine, telgrafı okumasını istedim. Okudu. Bu İzmir’in feci işgalini bildiren ve Vasıf Bey’in (Vasıf Çınar) imzasını taşıyan acı bir feryat idi.
“REZİL BİR BİÇİMDE YAŞAMAKTANSA MİLLİ BİR ÖRGÜT KURULMASINI ÖNERDİ”
Yüzbaşı Tahir evine gelen Teğmen Naci Bey’e ‘eşraftan Hacı Mümtaz Efendi ile onun uygun göreceği kişileri daireme getir, ben de hemen geliyorum’ dedi. Hacı Mümtaz ve üç arkadaşı sabahın erken saatlerinde Yüzbaşı Tahir Bey’in makamına geldi. Yüzbaşı Tahir, telgrafı gelenlere de okudu. Rezil bir biçimde yaşamaktansa milli bir örgüt kurulmasını önerdi. Gelenlerin hepsinin renkleri atmıştı. ‘Böyle vaziyetleri görmektense dövüşe dövüşe ölmeye hazırız; bütün Ödemiş halkının da aynı fikirde olduğunu temin ederiz,’ dediler.
İlk iş olarak, heyetten iki kişinin Hükümet Konağı’ndaki maliye kasasına el koyarak güvence altına almasını kararlaştırdılar. Yüzbaşı Tahir, Hacı Mümtaz ve arkadaşlarının yanına bir teğmen vererek acele kaymakama gitmelerini istedi. İzmir’in işgal haberini duyan kimi yedek subaylar, Yüzbaşı Tahir Bey’in makamına gelmişlerdi. Görev istiyorlardı.
Hacı Mümtaz Efendi başkanlığında Ödemiş Hükümet Konağı’na gidenleri karşılayan Kaymakam, bu heyete kasayı mühürletmediği gibi, bir milli direniş örgütü kurulmasının zararlı ve olumsuz yönlerini de uzun uzun anlattı. Kaymakam heyecanları yatıştırmak istiyordu. Bu sırada, Tire’nin Kahrat köyünde oturan ve ünlü Çakıcı Efe’nin eski kızanlarından (savaş arkadaşı) Gökçen Efe, Yüzbaşı Tahir Bey’in yanına geldi, herhangi bir harekette emre hazır olacağını söyledi. Daha sonra, Jandarma Komutanı Yüzbaşı Tahir Bey belki inandırabilirim, sertliğini yumuşatabilirim düşüncesiyle Kaymakam’a gitti. Kaymakam, odasında yoktu; telgrafhanede İzmir Valisi ile konuşmaya çalışıyordu. Kaymakam, Yüz başı Tahir Bey’e silahları halka dağıtmayacağını, ‘Vali İzzet Bey’in emir ve talimatını almadan hiçbir şey yapmayacağını ve yaptırmayacağını’ söyledi.”
“TOPLANTIYA KATILANLAR KURAN ÜZERİNE YEMİN ETTİLER”
“İzmir’in işgal günü, Kaymakamın bu olumsuz tutumu Ödemiş’teki yurtseverleri üzmüştü. Kulaktan kulağa bildirimle akşam Jandarma Komutanı Yüzbaşı Tahir Bey’in odasında gizli bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya katılanlar Kuran üzerine yemin ettiler ve bazı kararlar aldılar.
Toplantıya katılanlar şunlardır:
Jandarma Komutanı Yüzbaşı Tahir Bey (Özerk),
Avukat Refik Şevket (İnce) (İlk Meclis’te Sarıhan Milletvekili, Adalet Bakanı),
Dr. Mustafa Şevket (Bengisu) (Sonradan Ödemiş Belediye Başkanı, Milletvekili),
Eczacı Tevfik (Kocaman) Bey,
Eşraftan Hacı Mümtaz, damadı Kazım,
Yüzbaşı Hüsamettin,
Jandarma Üsteğmeni Ahmet Rıfat (Kemerdereli),
Manifaturacı Kulalı Softaoğlu İbrahim,
Hakkı Paşaoğlu Fahri,
Adagideli (Ovakent) Hanaylıoğlu Mehmet Emin,
Belediye Başkanı Ali Bey,
Müderris Hacı Mustafa.
Bu gizli komite ilk toplantısında ilçenin yönetimine doğrudan doğruya el koymak yönünde aşağıdaki kararları aldı:
Para bulunan her devlet kurumuna el konulacak ve kasaları mühürlenecektir,
İlçede bulunan yedek subaylar derhal silah altına çağırılacaktır,
Depolardaki silahlar, gerektiğinde halka dağıtılmak amacıyla güvence altına alınacaktır,
Dağlarda dolaşan zeybeklere haber gönderilerek, Yunan’la savaşma zamanının geldiği bildirilecektir,
5- Civardaki ilçe ve nahiyelerle ilişkiyi sürdürmek için güç ve moral verici telgraflar çekilecektir.”
Odatv.com.
* * * * * * * * * * * * * * * *
Kaynak: https://odatv.com/rezil-bir-bicimde-yasamaktansa...-24051902.html
Alev Coşkun. / “Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu” / Kırmızı Kedi Yayınevi.
Para bulunan her devlet kurumuna el konulacak ve kasaları mühürlenecektir,
İlçede bulunan yedek subaylar derhal silah altına çağırılacaktır,
Depolardaki silahlar, gerektiğinde halka dağıtılmak amacıyla güvence altına alınacaktır,
Dağlarda dolaşan zeybeklere haber gönderilerek, Yunan’la savaşma zamanının geldiği bildirilecektir,
5- Civardaki ilçe ve nahiyelerle ilişkiyi sürdürmek için güç ve moral verici telgraflar çekilecektir.”
Odatv.com.
* * * * * * * * * * * * * * * *
Kaynak: https://odatv.com/rezil-bir-bicimde-yasamaktansa...-24051902.html
Alev Coşkun. / “Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu” / Kırmızı Kedi Yayınevi.
24 Aralık 2018 Pazartesi
Denizli'deki Necip Ağa konağı kamulaştırılıp restore edilecek / Ferah IŞIK
Denizli'deki Necip Ağa konağı kamulaştırılıp restore edilecek
Ferah IŞIK / DENİZLİ, (DHA)
Ferah IŞIK / DENİZLİ, (DHA)
DENİZLİ Büyükşehir Belediyesi, Çal ilçesinde Kurtuluş Savaşı'nın tanıklarından olan 19'uncu yüzyıl sonlarının Türk mimarisinin en güzel örneklerinden Necip Ağa Konağı'nın kamulaştırılıp, restorasyonunun yapılacağını açıkladı.
2006 yılında Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından koruma altına alınan 120 yıllık Necip Ağa Konağı, bakımsızlıktan virane haline geldi. Sadık Çökelez ve rahmetli ağabeyi Emre Çökelez'in eşi Dudu Çökelez'e atalarından miras kalan iki katlı, tavan süslemeleriyle dikkati çeken ahşap ve kerpiç yapı olan konağın, içinde altın saklandığınına inanan defineciler tarafından kazılmadık yeri kalmadı. Camları kırılan, kapı ve pencere çerçeveleri çürüyen, içinde çok sayıda tarihi eşyanın da olduğu yıkılmaya yüz tutan iki katlı konağın bu hali yürekleri burkarken, Denizli Büyükşehir Belediyesi, konağın kamulaştırılacağını ve ardından da restore edileceğini bildirdi.
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Denizli'de yıkılmaya yüz tutmuş 10 tarihi binanın bulunduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Necip Ağa Konağı'da yıkılmaya yüz tutmuş konaklardan biri. Kurtuluş Savaşı'nda önemli kararların alındığı, Kuvay-ı Milliyeciler'in toplantılarına evsahipliği yapan Necip Ağa Konağı'nı kamulaştırmak için çalışmalar başladı. Ayrıca Pamukkale Cezmi Ökten Evi 1, Merkezefendi Adil Beştaş Evi, Serinhisar Bayram Özkan Evi ve Güney Hükümet Konağı ve Lojmanı'nın restorasyon çalışmalarına hemen başlanacak. Çal'daki Necip Ağa Konağı ile birlikte Buldan, Tavas, Sarayköy, Çivril ve Babadağ ilçelerimizde de 6 tescilli yapı için kamulaştırma çalışmaları en kısa zamanda bitecek. Bugüne kadar Denizli'de yıkılmaya yüz tutmuş bir çok tarihi yapıyı ayağa kaldırarak kentimize kazandırdık. Biz ne kadar tarihimize, geçmişimize, köklerimize sahip çıkarsak o kadar güçlü oluruz. Bu nedenle geçmiş ile geleceğimizi buluşturmak zorundayız. Tarihi değerlerimizi yaşatmak adına elimizden gelen tüm desteği bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da vermeye devam edeceğiz."
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/denizlideki-necip-aga-konagi-kamulastirilip-restore-edilecek-37279398
2006 yılında Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından koruma altına alınan 120 yıllık Necip Ağa Konağı, bakımsızlıktan virane haline geldi. Sadık Çökelez ve rahmetli ağabeyi Emre Çökelez'in eşi Dudu Çökelez'e atalarından miras kalan iki katlı, tavan süslemeleriyle dikkati çeken ahşap ve kerpiç yapı olan konağın, içinde altın saklandığınına inanan defineciler tarafından kazılmadık yeri kalmadı. Camları kırılan, kapı ve pencere çerçeveleri çürüyen, içinde çok sayıda tarihi eşyanın da olduğu yıkılmaya yüz tutan iki katlı konağın bu hali yürekleri burkarken, Denizli Büyükşehir Belediyesi, konağın kamulaştırılacağını ve ardından da restore edileceğini bildirdi.
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Osman Zolan, Denizli'de yıkılmaya yüz tutmuş 10 tarihi binanın bulunduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Necip Ağa Konağı'da yıkılmaya yüz tutmuş konaklardan biri. Kurtuluş Savaşı'nda önemli kararların alındığı, Kuvay-ı Milliyeciler'in toplantılarına evsahipliği yapan Necip Ağa Konağı'nı kamulaştırmak için çalışmalar başladı. Ayrıca Pamukkale Cezmi Ökten Evi 1, Merkezefendi Adil Beştaş Evi, Serinhisar Bayram Özkan Evi ve Güney Hükümet Konağı ve Lojmanı'nın restorasyon çalışmalarına hemen başlanacak. Çal'daki Necip Ağa Konağı ile birlikte Buldan, Tavas, Sarayköy, Çivril ve Babadağ ilçelerimizde de 6 tescilli yapı için kamulaştırma çalışmaları en kısa zamanda bitecek. Bugüne kadar Denizli'de yıkılmaya yüz tutmuş bir çok tarihi yapıyı ayağa kaldırarak kentimize kazandırdık. Biz ne kadar tarihimize, geçmişimize, köklerimize sahip çıkarsak o kadar güçlü oluruz. Bu nedenle geçmiş ile geleceğimizi buluşturmak zorundayız. Tarihi değerlerimizi yaşatmak adına elimizden gelen tüm desteği bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da vermeye devam edeceğiz."
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/denizlideki-necip-aga-konagi-kamulastirilip-restore-edilecek-37279398
Kuvay-ı Milliyeci Necip Ağa'nın konağının durumu içler acısı / Ferah IŞIK
Kuvay-ı Milliyeci Necip Ağa'nın konağının durumu içler acısı
Ferah IŞIK/ÇAL (Denizli), (DHA)
DENİZLİ'nin Çal ilçesi'nde, Kuvay-ı Milliyeci Necip Ağa tarafından yaptırılan ve Kurtuluş Savaşı'nda bazı önemli kararların alındığı iki katlı, 120 yıllık tarihi geçmişe sahip, koruma altındaki konağın bakımsızlıktan harebe hali yürek burkuyor. Defineciler tarafından pek çok yeri kazılan konak, bir an önce restore edilmeyi bekliyor.
Yunan askeri İzmir'i işgal ettiğinde 22 Aralık 1919 tarihinde Çal'da yapılan Kuvay-ı Milliye Mitinginde ön saflarda yer alan yörenin varlıklı kişilerinden Necip Ağa, Kurtuluş Savaşı için para bağışında da bulunmuş, Çal bölgesinden savaşa katılanların masraflarını üstenmişti. Kuvay-ı Milliyeciler'in önde gelen isimlerinden olan Necip Ağa'nın 120 yıl önce Çal'ın İsmailler Mahallesi'nde yaptırdığı konak, Kurtuluş Savaşı mücadelesinin de en yakın tanıklarından oldu. 19'uncu yüzyılın son dönemlerinde yapılan ve bölgedeki Türk mimarisinin en önemli yapılarından olan Necip Ağa Konağı, şimdilerde bakımsızlıktan viran hale geldi.
10 YIL ÖNCE KORUMA ALTINA ALINDI AMA TEK ÇİVİ ÇAKILMADI
Sadık Çökelez ve rahmetli ağabeyi Emre Çökelez'in eşi Dudu Çökelez'e atalarından miras kalan iki katlı, tavan süslemeleriyle dikkati çeken ahşap ve kerpiç yapı olan konağın, içinde altın saklandığınına inanan defineciler tarafından kazılmadık yeri kalmamış. Camları kırılan, kapı ve pencere çerçeveleri çürüyen, çinde çok sayıda tarihi eşyanın da olduğu Necip Ağa Konağı, 2006 yılında Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından koruma altına alındı. Ancak, bugüne kadar tarihi konak için hiçbir restorayon çalışması yapılmadı.
Konağın ilçenin en eski yapılarından olduğunu belirten ilçe sakinlerinden Metin Yıldırım, "Bu konak bölgenin en eski yapısı. Ayrıca, Kurtuluş Savaşı'ndaki bazı önemli kararlar burada alınmış. Devlet bir an önce tarihimize sahip çıkıp, binanın restorasyonunu yaptırmalı ve koruma altına almalı" dedi.
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/kuvay-i-milliyeci-necip-aganin-konaginin-durumu-icler-acisi-37278736
Ferah IŞIK/ÇAL (Denizli), (DHA)
DENİZLİ'nin Çal ilçesi'nde, Kuvay-ı Milliyeci Necip Ağa tarafından yaptırılan ve Kurtuluş Savaşı'nda bazı önemli kararların alındığı iki katlı, 120 yıllık tarihi geçmişe sahip, koruma altındaki konağın bakımsızlıktan harebe hali yürek burkuyor. Defineciler tarafından pek çok yeri kazılan konak, bir an önce restore edilmeyi bekliyor.
Yunan askeri İzmir'i işgal ettiğinde 22 Aralık 1919 tarihinde Çal'da yapılan Kuvay-ı Milliye Mitinginde ön saflarda yer alan yörenin varlıklı kişilerinden Necip Ağa, Kurtuluş Savaşı için para bağışında da bulunmuş, Çal bölgesinden savaşa katılanların masraflarını üstenmişti. Kuvay-ı Milliyeciler'in önde gelen isimlerinden olan Necip Ağa'nın 120 yıl önce Çal'ın İsmailler Mahallesi'nde yaptırdığı konak, Kurtuluş Savaşı mücadelesinin de en yakın tanıklarından oldu. 19'uncu yüzyılın son dönemlerinde yapılan ve bölgedeki Türk mimarisinin en önemli yapılarından olan Necip Ağa Konağı, şimdilerde bakımsızlıktan viran hale geldi.
10 YIL ÖNCE KORUMA ALTINA ALINDI AMA TEK ÇİVİ ÇAKILMADI
Sadık Çökelez ve rahmetli ağabeyi Emre Çökelez'in eşi Dudu Çökelez'e atalarından miras kalan iki katlı, tavan süslemeleriyle dikkati çeken ahşap ve kerpiç yapı olan konağın, içinde altın saklandığınına inanan defineciler tarafından kazılmadık yeri kalmamış. Camları kırılan, kapı ve pencere çerçeveleri çürüyen, çinde çok sayıda tarihi eşyanın da olduğu Necip Ağa Konağı, 2006 yılında Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından koruma altına alındı. Ancak, bugüne kadar tarihi konak için hiçbir restorayon çalışması yapılmadı.
Konağın ilçenin en eski yapılarından olduğunu belirten ilçe sakinlerinden Metin Yıldırım, "Bu konak bölgenin en eski yapısı. Ayrıca, Kurtuluş Savaşı'ndaki bazı önemli kararlar burada alınmış. Devlet bir an önce tarihimize sahip çıkıp, binanın restorasyonunu yaptırmalı ve koruma altına almalı" dedi.
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/kuvay-i-milliyeci-necip-aganin-konaginin-durumu-icler-acisi-37278736
Kuvay-ı Milliyeci Necip Ağa'nın konağının durumu içler acısı
Kuvay-ı Milliyeci Necip Ağa'nın konağının durumu içler acısı
Denizli'nin Çal ilçesi'ndeki, Kuvay-ı Milliyeci Necip Ağa tarafından yaptırılan ve Kurtuluş Savaşı'nda bazı önemli kararların alındığı, iki katlı, 120 yıllık tarihi geçmişe sahip, koruma altındaki konağın bakımsızlıktan viran hali yürek burkuyor. Defineciler tarafından pek çok yeri kazılan konak, bir an evvel restore edilmeyi bekliyor.
Yunan askeri İzmir'i işgal ettiğinde 22 Aralık 1919 tarihinde Çal'da yapılan Kuvay-ı Milliye Mitinginde ön saflarda yer alan yörenin varlıklı kişilerinden Necip Ağa, Kurtuluş Savaşı için para bağışında da bulunmuş, Çal bölgesinden savaşa katılanların masraflarını üstenmişti. Kuvay-ı Milliyeciler'in önde gelen isimlerinden olan Necip Ağa'nın 120 yıl önce Çal'ın İsmailler Mahallesi'nde yaptırdığı konak, Kurtuluş Savaşı mücadelesinin de en yakın tanıklarından oldu. 19. yüzyılın son dönemlerinde yapılan ve bölgedeki Türk mimarisinin en önemli yapılarından olan Necip Ağa Konağı, şimdilerde bakımsızlıktan viran bir hale geldi.
Sadık Çökelez ve rahmetli ağabeyi Emre Çökelez'in eşi Dudu Çökelez'e atalarından miras olarak kalan iki katlı, tavan süslemeleriyle dikkati çeken ahşap ve kerpiç yapı olan konak defineciler tarafından talan edilmiş. İçinde altın saklandığınına inan defineciler tarafından kazılmadık yeri kalmayan konağın camları kırıldı, kapı ve pencere çerçeveleri çürüdü. İçinde çok sayıda tarihi eşyanın da olduğu Necip Ağa Konağı, 2006 yılında Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından koruma altına alındı. Ancak, bugüne kadar tarihi konak için hiçbir restorayon çalışması yapılmadı.
Konağın ilçenin en eski yapılarından olduğunu belirten Metin Yıldırım, "Bu konak bölgenin en eski yapısı. Ayrıca, Kurtuluş Savaşı'ndaki bazı önemli kararlar burada alınmış. Devlet bir an önce tarihimize sahip çıkıp, binanın restorasyonunu yaptırmalı ve koruma altına almalı" dedi.
Kaynak: https://www.sondakika.com/haber/haber-denizli-kuvay-i-milliyeci-necip-aga-nin-konaginin-8430368/
Denizli'nin Çal ilçesi'ndeki, Kuvay-ı Milliyeci Necip Ağa tarafından yaptırılan ve Kurtuluş Savaşı'nda bazı önemli kararların alındığı, iki katlı, 120 yıllık tarihi geçmişe sahip, koruma altındaki konağın bakımsızlıktan viran hali yürek burkuyor. Defineciler tarafından pek çok yeri kazılan konak, bir an evvel restore edilmeyi bekliyor.
Yunan askeri İzmir'i işgal ettiğinde 22 Aralık 1919 tarihinde Çal'da yapılan Kuvay-ı Milliye Mitinginde ön saflarda yer alan yörenin varlıklı kişilerinden Necip Ağa, Kurtuluş Savaşı için para bağışında da bulunmuş, Çal bölgesinden savaşa katılanların masraflarını üstenmişti. Kuvay-ı Milliyeciler'in önde gelen isimlerinden olan Necip Ağa'nın 120 yıl önce Çal'ın İsmailler Mahallesi'nde yaptırdığı konak, Kurtuluş Savaşı mücadelesinin de en yakın tanıklarından oldu. 19. yüzyılın son dönemlerinde yapılan ve bölgedeki Türk mimarisinin en önemli yapılarından olan Necip Ağa Konağı, şimdilerde bakımsızlıktan viran bir hale geldi.
Sadık Çökelez ve rahmetli ağabeyi Emre Çökelez'in eşi Dudu Çökelez'e atalarından miras olarak kalan iki katlı, tavan süslemeleriyle dikkati çeken ahşap ve kerpiç yapı olan konak defineciler tarafından talan edilmiş. İçinde altın saklandığınına inan defineciler tarafından kazılmadık yeri kalmayan konağın camları kırıldı, kapı ve pencere çerçeveleri çürüdü. İçinde çok sayıda tarihi eşyanın da olduğu Necip Ağa Konağı, 2006 yılında Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından koruma altına alındı. Ancak, bugüne kadar tarihi konak için hiçbir restorayon çalışması yapılmadı.
Konağın ilçenin en eski yapılarından olduğunu belirten Metin Yıldırım, "Bu konak bölgenin en eski yapısı. Ayrıca, Kurtuluş Savaşı'ndaki bazı önemli kararlar burada alınmış. Devlet bir an önce tarihimize sahip çıkıp, binanın restorasyonunu yaptırmalı ve koruma altına almalı" dedi.
Kaynak: https://www.sondakika.com/haber/haber-denizli-kuvay-i-milliyeci-necip-aga-nin-konaginin-8430368/
Bir Tarih Daha Yok Olmak Üzere - Hamza Ağa Değirmeni
Bir Tarih Daha Yok Olmak Üzere
Denizli'nin Çal ilçesindeki tarihi değirmen bakımsızlıktan yıkılmak üzere. vatandaşlar tarihi değirmene turizme kazandırılması gerektiği konusunda yetkilerden yardım istiyorlar. Denizli Çal İlçesi, Aşağıseyit ve Yukarıseyit köyleri sınırlarının kesiştiği, Değirmenderesi mevki olarak bilinen yerde bulunan Hamza Ağa Değirmeni, tarihe ışık tutuyor. Kurtuluş savaşında tüm Anadolu’ da seferberlik ilan edilip, eli silah tutan orduya katılmaya ve birlik olmaya çağrıldığında, Baklan ovası ve çevresindeki köylülerin vermiş olduğu buğdaylar burada un yapılarak ordumuzun ekmek ihtiyacını karşımak amacıyla gizlice, Afyon, Uşak cephesine gönderilir. Cumhuriyetin kurulması ve sonrasında da değirmen bölgeye uzun yıllar hizmet etmiştir.
Gün geçtikçe sayıları azalan tarihi değirmenler arasında yer alan Hamza Ağa değirmeni, bakım ve onarım olmasa tarihten yok olup gidecek. Değirmenin duvarları çatlamış içerisinde kullanılan tahta malzemeler çürümeye yüz tutmuş bir vaziyette onarılmayı bekliyor.
Denizli'nin Çal ilçesindeki tarihi değirmen bakımsızlıktan yıkılmak üzere. vatandaşlar tarihi değirmene turizme kazandırılması gerektiği konusunda yetkilerden yardım istiyorlar. Denizli Çal İlçesi, Aşağıseyit ve Yukarıseyit köyleri sınırlarının kesiştiği, Değirmenderesi mevki olarak bilinen yerde bulunan Hamza Ağa Değirmeni, tarihe ışık tutuyor. Kurtuluş savaşında tüm Anadolu’ da seferberlik ilan edilip, eli silah tutan orduya katılmaya ve birlik olmaya çağrıldığında, Baklan ovası ve çevresindeki köylülerin vermiş olduğu buğdaylar burada un yapılarak ordumuzun ekmek ihtiyacını karşımak amacıyla gizlice, Afyon, Uşak cephesine gönderilir. Cumhuriyetin kurulması ve sonrasında da değirmen bölgeye uzun yıllar hizmet etmiştir.
Gün geçtikçe sayıları azalan tarihi değirmenler arasında yer alan Hamza Ağa değirmeni, bakım ve onarım olmasa tarihten yok olup gidecek. Değirmenin duvarları çatlamış içerisinde kullanılan tahta malzemeler çürümeye yüz tutmuş bir vaziyette onarılmayı bekliyor.
DEĞİRMENDERESİ VE TARİHİ
Çal ilçesi Aşağıseyit ve Yukarıseyit köyleri sınırlarının kesiştiği Değirmenderesi mevkii olarak bilinen yerde ilk ismi Necip Ağa’ nın un fabrikası, son ismi ise Değirmenci Hamza’ nın un değirmeni olarak çevre köy ve kasabalarca bilinen yerdir. Değirmen çevresinde hayvan barınakları ve 34 dekar arazisi vardır.
Değirmenin bugüne kadar yazılı bir tarihi yoktur. İlk kuruluşu 1800 ‘ lü yılların sonunda olduğu çevre halkı ve büyükler tarafından söylenmektedir. 1890 yılı sonrasında Çal ve çevresinde hatırı sayılır, varlıklı, Osmanlı Devleti’ ni resmi olarak temsil eden Necip Ağa’dır. Değirmen deresinde büyük menderesin kollarından aldığı su ile çalışan 7 farklı noktada toplam 60 ocak değirmen çalışmakta ve un öğütülmektedir. O yıllarda Almanya müttefikimiz olduğu için Osmanlı Devleti Sultan Abdülhamit vasıtasıyla, Necip Ağa’ ya misafir olarak su değirmenlerini incelemek amacıyla iki Alman mühendis gönderilir. Gelen bu mühendisler büyük menderesin gücü ve su değirmenlerinden çok etkilenerek, Necip Ağa’ ya ‘’diğer değirmenlerden farklı daha modern ve az su ile çok daha güçlü değirmen ‘’ kurmayı teklif ederler. Necip Ağa’ da bu öneriyi kabul eder.
İki yıl sonra değirmenin bütün parçaları ile birlikte Alman mühendis, Osmanlı gemileriyle İzmir Limanına, oradan Denizli’ ye nasıl geldiği bilinmiyor ama, Denizli’ den değirmen deresine atlı arabalarla getirilir. Parçalar geldikten sonra Alman mühendisin kontrolünde bir yıl içersinde, bu bölgenin insan gücünden de yararlanılarak, su dürbününden aldığı hareket enerjisi ile çalışan, buğdayı yıkama, kurutma ve has un yapan, kendi aydınlatma elektriğini üretebilen un fabrikası kurulur ve bölgenin hizmetine girer. O yıllarda böyle bir tesisin değirmen deresinde kurulması mucizedir. Uzun yıllar bölgenin un ihtiyacı buradan ve eski değirmenlerden giderilir.
Kurtuluş savaşında tüm Anadolu’ da seferberlik ilan edilip, eli silah tutan orduya katılmaya ve birlik olmaya çağrıldığında, Baklan ovası ve çevresindeki köylülerin vermiş olduğu buğdaylar burada un yapılarak ordumuzun ekmek ihtiyacını karşılamak amacıyla gizlice, defalarca Afyon, Uşak cephesine gönderilir. Cumhuriyetin kurulması ve sonrasında da değirmen bölgeye uzun yıllar hizmet eder.
Necip Ağa’ nın vefatı sonrası değirmen, çocukları ve torunları tarafından, çalıştıran Yukarıseyit’ li ustalarına kiralık olarak verilir. 1960 yılında büyük bir yangın sonucu has un fabrikası tamamen yanar. (yangından kalan harabenin bir kısmı halen görülmektedir.) İçinde sağlam kalan metal aksamlar su dürbünü, mil, kasnak, altarnetör vb. parçalardan yararlanılarak şu anki mevcut hali hızla inşa edilir. Artık kepekli un yapmaktadır.
1969 yılı sonunda değirmen, Necip Ağa’ nın torunu Kamil Bozbey tarafından, Aşağıseyit’ li Hamza Yayan’ a satılır. Hamza Yayan o günün parasıyla yüz yetmiş bin liraya aldığını, yüz bin peşin kalanıda her ay on bin taksitlerle ödediğini, örnek olarakta “ Merc. 302 otobüsler yeni çıkmıştı ve peşin fiyatı altmış dört bin lira idi” yüksek bir rakama aldığını anlatırdı. Hamza Yayan ve oğulları 1969 yılından sonra değirmeni 90’ lı yılların sonunu kadar çalıştırmaya devam ederler. Çal, Bekilli, Uşak köyleri, Çivril, Baklan, Yokuşbaşı ve Kaklık’ a kadar bölge halkı un öğütmeye gelir değirmen önünde günlerce sıra beklerlerdi. Değirmenin aydınlatmasından da faydalanarak ahırlarda küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği de yapılırdı. En son 1998 yılında çevre köy ve kasabalarda elektrikle çalışan değirmenler kurulduğu ve müşteri gelmez olduğu için değirmen çalışmaz duruma gelir. Teknolojiye yenik düşer. Kalabalık nüfus ve köyden kente göç nedeniyle değirmen kaderine terk edilir.
Büyük menderesin, Afyon Dinar ilçesi yakınlarındaki Su çıkan mevkiinden doğarak Çivril, Çal, Banaz çayından da beslenerek Güney, Sarayköy, Aydın, Söke, Dip burun mevkiinde Ege denizine döküldüğü 560 km. lik yolculuğunun geçmişine bakıldığında yüzlerce su değirmeni vardır. Bunlardan tek ayakta kalan çalışabilir durumda tarihi misyonu da olan, şu anda ege bölgesinde eşi benzeri olmayan tek mekan Çal değirmen deresi mevkiinde dir. Hamza Yayan’ın oğullarından bugünlerde Değirmende tamir, bakım, restorasyona başlanacağını bilgisini aldık...!!!
Tarihi un degirmeni dıştan görünüşü
Kaynak: http://www.denizli24haber.com/denizli/bir-tarih-daha-yok-olmak-uzere/542
Çal ilçesi Aşağıseyit ve Yukarıseyit köyleri sınırlarının kesiştiği Değirmenderesi mevkii olarak bilinen yerde ilk ismi Necip Ağa’ nın un fabrikası, son ismi ise Değirmenci Hamza’ nın un değirmeni olarak çevre köy ve kasabalarca bilinen yerdir. Değirmen çevresinde hayvan barınakları ve 34 dekar arazisi vardır.
Değirmenin bugüne kadar yazılı bir tarihi yoktur. İlk kuruluşu 1800 ‘ lü yılların sonunda olduğu çevre halkı ve büyükler tarafından söylenmektedir. 1890 yılı sonrasında Çal ve çevresinde hatırı sayılır, varlıklı, Osmanlı Devleti’ ni resmi olarak temsil eden Necip Ağa’dır. Değirmen deresinde büyük menderesin kollarından aldığı su ile çalışan 7 farklı noktada toplam 60 ocak değirmen çalışmakta ve un öğütülmektedir. O yıllarda Almanya müttefikimiz olduğu için Osmanlı Devleti Sultan Abdülhamit vasıtasıyla, Necip Ağa’ ya misafir olarak su değirmenlerini incelemek amacıyla iki Alman mühendis gönderilir. Gelen bu mühendisler büyük menderesin gücü ve su değirmenlerinden çok etkilenerek, Necip Ağa’ ya ‘’diğer değirmenlerden farklı daha modern ve az su ile çok daha güçlü değirmen ‘’ kurmayı teklif ederler. Necip Ağa’ da bu öneriyi kabul eder.
İki yıl sonra değirmenin bütün parçaları ile birlikte Alman mühendis, Osmanlı gemileriyle İzmir Limanına, oradan Denizli’ ye nasıl geldiği bilinmiyor ama, Denizli’ den değirmen deresine atlı arabalarla getirilir. Parçalar geldikten sonra Alman mühendisin kontrolünde bir yıl içersinde, bu bölgenin insan gücünden de yararlanılarak, su dürbününden aldığı hareket enerjisi ile çalışan, buğdayı yıkama, kurutma ve has un yapan, kendi aydınlatma elektriğini üretebilen un fabrikası kurulur ve bölgenin hizmetine girer. O yıllarda böyle bir tesisin değirmen deresinde kurulması mucizedir. Uzun yıllar bölgenin un ihtiyacı buradan ve eski değirmenlerden giderilir.
Kurtuluş savaşında tüm Anadolu’ da seferberlik ilan edilip, eli silah tutan orduya katılmaya ve birlik olmaya çağrıldığında, Baklan ovası ve çevresindeki köylülerin vermiş olduğu buğdaylar burada un yapılarak ordumuzun ekmek ihtiyacını karşılamak amacıyla gizlice, defalarca Afyon, Uşak cephesine gönderilir. Cumhuriyetin kurulması ve sonrasında da değirmen bölgeye uzun yıllar hizmet eder.
Necip Ağa’ nın vefatı sonrası değirmen, çocukları ve torunları tarafından, çalıştıran Yukarıseyit’ li ustalarına kiralık olarak verilir. 1960 yılında büyük bir yangın sonucu has un fabrikası tamamen yanar. (yangından kalan harabenin bir kısmı halen görülmektedir.) İçinde sağlam kalan metal aksamlar su dürbünü, mil, kasnak, altarnetör vb. parçalardan yararlanılarak şu anki mevcut hali hızla inşa edilir. Artık kepekli un yapmaktadır.
1969 yılı sonunda değirmen, Necip Ağa’ nın torunu Kamil Bozbey tarafından, Aşağıseyit’ li Hamza Yayan’ a satılır. Hamza Yayan o günün parasıyla yüz yetmiş bin liraya aldığını, yüz bin peşin kalanıda her ay on bin taksitlerle ödediğini, örnek olarakta “ Merc. 302 otobüsler yeni çıkmıştı ve peşin fiyatı altmış dört bin lira idi” yüksek bir rakama aldığını anlatırdı. Hamza Yayan ve oğulları 1969 yılından sonra değirmeni 90’ lı yılların sonunu kadar çalıştırmaya devam ederler. Çal, Bekilli, Uşak köyleri, Çivril, Baklan, Yokuşbaşı ve Kaklık’ a kadar bölge halkı un öğütmeye gelir değirmen önünde günlerce sıra beklerlerdi. Değirmenin aydınlatmasından da faydalanarak ahırlarda küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği de yapılırdı. En son 1998 yılında çevre köy ve kasabalarda elektrikle çalışan değirmenler kurulduğu ve müşteri gelmez olduğu için değirmen çalışmaz duruma gelir. Teknolojiye yenik düşer. Kalabalık nüfus ve köyden kente göç nedeniyle değirmen kaderine terk edilir.
Büyük menderesin, Afyon Dinar ilçesi yakınlarındaki Su çıkan mevkiinden doğarak Çivril, Çal, Banaz çayından da beslenerek Güney, Sarayköy, Aydın, Söke, Dip burun mevkiinde Ege denizine döküldüğü 560 km. lik yolculuğunun geçmişine bakıldığında yüzlerce su değirmeni vardır. Bunlardan tek ayakta kalan çalışabilir durumda tarihi misyonu da olan, şu anda ege bölgesinde eşi benzeri olmayan tek mekan Çal değirmen deresi mevkiinde dir. Hamza Yayan’ın oğullarından bugünlerde Değirmende tamir, bakım, restorasyona başlanacağını bilgisini aldık...!!!
Tarihi un degirmeni dıştan görünüşü
Kaynak: http://www.denizli24haber.com/denizli/bir-tarih-daha-yok-olmak-uzere/542
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





